Sahneye Çıkan Küçük Kemancı
Bir zamanlar, uzak bir köyde yaşayan Mina adlı küçük bir kız çocuğu vardı. Mina, komşularının hepsi tarafından becerikli sanatçılardan biri olarak bilinirdi. Ama Mina’nın en büyük hayali, büyük konser salonunda keman çalmak ve içindeki özgüveni göstermekti. Ne yazık ki, her defasında kısa bir heyecan darbası yaşardı. Özgüven masalı gibi bir hikâyeye dönüşebilirdi bu.
Mina, kemanını sevdiğinden beri her gün onunla alabildiğince vakit geçirirdi. Ama sahnenin ışıkları altında durduğunda, elleri titremeye başlardı. Komşu çocukları da aynı heyecanı yaşardı. Özellikle de genç Aslan, öfkesini kontrol etmeyi öğrenirken, Mina da korkularını aşmaya çalışıyordu. Bu iki arkadaş, farklı zorluklara rağılmıştıkları için, birbirlerine ilham vermişti.
Bir gün, köydeki büyük okuldan gelirseydi bir duyuru, Minik Sanatçılar adlı yarışmaya katkı sağlayacakları ilan edildi. Finalde, en iyi yirmi çocuğun sahne paylaşacaklarıydı. Mina, kalbinde büyük bir gururla, “Ben katılırım!” diye karar verdi. Fakat aynı anda korkusu da ona, “Belki de kazanamazsın” diye fısıldıyordu.
Mina’nın bu korkusunu yenebilmesi için komşuları ve özellikle de konuşan ağaçların arasından geçen ormanın derinliklerindeki bilgelik sahibi Kurşunböcek’e başvurdu. Kurşunböcek, uzun zamandır sessizce bütün sırları toplıyordu. “Senin içindeki özgüven, korkuları yenmek için yeterince güçlüdür,” dedi. “Ama sadece korkan kalpten değil, sevecek kalpten de almalısın.”
Mina şaşkınlıkla sordu: “Nasıl yapacağım?” Kurşunböcek, ellerinden eski bir defter çıkardı. “Bu defterde, korkan çocukların öyküleri yazılmış. Biri sana özgüvenini hatırlatacak şarkı söyler. Dinle, Mina!” dedi. Defterin sayfaları ışıldamaya başladı. İçindeki harfler havada dolaşırken, hafifçe çalan keman sesleri duyuldu.
Kurşunböcek’in sözlerine göre Mina, kendine ait özgüvenini yeniden keşfetmeye başladı. Yavaşça elleri titremeye başladı, ama bu defterdeki şarkı onu destekliyordu. “Sahneye çıkmak korkutucu olabilir,” diyen şarkı, “Ama kalbin sesi her zaman doğru yolu gösterir.” Mina, kemanını eline alırken, kalbi biraz daha güçlü attı.
O akşam, Küçük Kemancının ilk sahne hazırlığına çıktığında, komşularında durumları çok şükûr ile izliyorlardı. Komşuların hepsi, bu minik kızın kendi içini duymaya başlaması gerektiğini düşündü. Kitap okuyan Fil’in macerası hikâyesiyle tanışanlar, Mina’nın da kendi hikâyesini yazarken çalıştığını hissettiler.
Mina, sahneye çıktığında ışıklar bir anda kıskıkçı bir güne döndü. Elini titretmeye başladı fakat birden, kemanından gelen ses ne kadar tatlıysa, heyacanı o kadar artıyordu. Kalbi, “Sahneye Çıkan Küçük Kemancı” başlıklı eski bir şarkının sözlerini tekrar etti. Mina, korkularını bıraktı, yalnızca kemanının çaldığı melodiyi izletti.
Herkes çok şaşkınlıkla izledi. Mina’nın çaldığı melodiler, ormanın her köşesinde oynaşıyordu. O müzik, korkuları sorgulayanların kalplerini yumuşattı. Komşularından biri bile, “Bunu ilk defa duyuyorum,” dedi.
Finalde Mina’nın sahnesi bittiğinde, izleyenler ayakta alkışladı. Mina’nın yüzü kızardıktan sonra, ilk kez gerçekten mutlu gözüküverdi. Kurşunböcek, ağaçların arasından slyperek yaklaştı ve ona tebrik etti. “Artık senin özgüvenin,” dedi Kurşunböcek, “senin kemanın gibi, her yerde çalsın!”
Mina, şimdi herkese özgüvenini kazandıracak eserin adını duyurdu: “Her çocuğun içinde bir keman gibi, özgüven vardır,” dedi. “Sadece onu dinlemek gerekir.”
Mina’nın bu özgüven dolu sahnesi sonrasında, köy çocukları da kendi içlerindeki özgüveni keşfetmeye başladılar. Özellikle de genç Aslan, kendi öfkesini kontrol ederken, Mina’nın cesaretle konuşmasına ilham alarak, kendi içindeki gücü yeniden keşfetti. Kitap okuyan Fil’in macerası hikâyesiyle tanışan çocuklar, Mina’nın arkadaşları olarak, onunla birlikte yeni bir grup kurmaya karar verdiler. Bu grup, özgüveni ve cesareti her gün paylaşıp geliştirdiler. Böylece, köydeki tüm çocuklar, kendi içlerindeki müzikleri dinlemeye başladılar.
Mina, sahnenin ışıkları altında dururken, artık korkuların onu etkilemediğini hissetti. Kalbi, kemanının çaldığı gibi, herkese ilham veren bir melodi gibi çaldı. Komşuları da bu melodiyi duyunca, kendi içlerindeki özgüvenleri uyandırdılar. Böylece, Mina’nın sahnesi sadece bir konser değil, özgüvenin ve cesarete dair bir öyküydü.
Kısa bir sessizlik sonrası, Mina ayağa kalktı ve bütün kalabalığa hitap etti. “Özgüven, sahnenin ışıkları kadar parlak değil,” dedi, “ama kalbinizin içinde yakılmış bir şimşek gibidir. Herkesin içinde bu şimşek var,” diye ekledi. Mina’nın bu sözleri, tüm izleyenlere dokundu. Artık Mina, sadece bir kemancı değil, özgüvenin ve cesarete dair bir örnek idi.
Mina’nın özgüvenle dolu sahnesi, onun hayatını değiştirdi. Artık sahnenin ışıkları onu korkutmuyordu. Özgüven masalı gibi, bu sahne onun için bir masal oldu. Her gün Mina, kemanını çalar ve çocuklara özgüveninin nasıl bir şey olduğunu gösterir.
korkuların ve öfkenin kontrolü hikâyesiyle tanışanlar, Mina’nın arkadaşları olarak, onunla birlikte yeni bir grup kurmaya karar verdiler. Bu grup, özgüveni ve cesareti her gün paylaşıp geliştirdiler. Böylece, köydeki tüm çocuklar, kendi içlerindeki müzikleri dinlemeye başladılar.
okuyan kitap arkadaşlarının maceraları da onları cesaretlendirdi. Mina’nın bu özgüven dolu sahneleri, onun hayatını ve çevresindekilerin hayatlarını değiştirdi.
Moral şimdi: Mina, sahnenin ışıkları korkusuzca çaldı. Özgüven, korkuların korkusuzu var. Herkes onu bekler.